Büyük
Bazı tarihçilere göre Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey'in babası
Ertuğrul Gazi, Onun babası Gündüz Alp (Veya Süleyman Şah) Onun babası
Kaya Alp, Onun babası Gündüz Alp'tir. Bu soylu aile Oğus Türklerinin
24 boyunun en soylusu olan Kayı aşiretinin reisi olarak bulunuyordu.
Osman Bey'in babası Ertuğrul Gazi, Selçuklu Sultanı Sultan Alaaddin
tarafından Bizans sınırına bir uç beyi olarak tayin edilmişti. Ertuğrul
Gazi'ye yurt olarak verilen yer bugünkü Bursa, Kütahya ve Bilecik
vilâyetlerinin sınırlarının birleştiği yerdir.. Sonradan Söğüt kasabası
Bizans'tan alınarak merkez-yapılmıştır. Selçuklu Devletinde Uç Beyliklerinin
vazifesi devletin sınırını korumak ve Hristiyanlara karşı cihat etmekti.
Ertuğrul Bey 1281 senesinde vefat etti. Yerine çok üstün kabiliyetlerinden
dolayı ailenin en küçük oğlu olmasına rağmen ittifakla Osman Bey seçildi ve
Uç Beyi oldu.
Osman Bey üstün siyaset ve savaş kabiliyeti ile komşuları bulunan Bizans
tekfurları ile zaman zaman dostluk kurdu, bazen de savaştı. Kısa zamanda
Bizans'tan büyük topraklar elde etti.
Bursa ve İznik tekfurları, Yarhisar ve Karacahisar tekfurları ile birlik kurdu.
Bunun üzerine Osman Bey, İznik üstüne yürüdü ve Karacahisar'ı ele geçirdi,
kalenin kilisesi camiye çevrilerek Osman Bey adına hutbe okundu ve kadı tayini
yapıldı. Osman Bey, Bilecik ve Yarhisar kalelerini aldı. (1299) Yarhisar
tekfurunun kızı Nilüfer'le Oğlu Orhan Bey'i evlendirdi. Birinci Murad ile Süleyman
Paşa bu evlilikten dünyaya geldiler. Osman Bey 1299'da bağımsızlığını ilân etti.
Gazilere tımarlar verdi. Kalelere subaşı, dizdar ve kadı tayin etti.
1301'de Yenişehir ile Yundhisar'ı aldı ve Yenişehir'i merkez yaptı. Bundan sonra
Yenişehir çevresindeki köy ve kasabaları alan Osman Bey, 1303'de İznik'i kuşattı.
Bursa tekfurunun topladığı birliği dağıttı. Sonra da bu şehri aldı.(1326) Osman Bey,
Bursa'nın fethinden sonra aynı senede vefat etti.
Osman Bey'den sonra yerine oğlu Orhan Bey geçti. Orhan Bey de fetihlere devam etti.
Bizanslılardan İznik ve İzmit'i aldı. İznik kuşatması sırasında kalenin yardımına
gelen Bizans ordusu yenildi ve Karesi Beyliği, Osmanlılar'ın eline geçti. Bizans
İmparatoru olmak isteyen Kantakuzenos'a yardım gönderildi. Sonra sırasıyle Çimbi
Kalesi, Gelibolu, Bolayır, Malkara, Çorlu ve Tekirdağ ele geçirildi. Ankara ahilerden
alındı. Osmanlı Devleti'nde para ilk defa bu devirde basıldı.
Orhan Gazi 1362'de ölünce yerine oğlu 1. Murad geçti, ankara ahîleri şehire hâkim
oldular. 1. Murad hemen Ankara üzerine yürüdü ve şehri geri aldı. (1363) Sonra Çorlu
ve Lüleburgaz'ı ele geçirdi. Kumandanlarından Evranos Bey ve Hacı İlbeyi de Malkara,
Keşan, İpsala, Dedeağaç ve Dimatoka'yı Osmanlı topraklarına kattılar. Lala Şahin
Paşa da Edirne'yi aldı. Filibe ve Gümülcine de Osmanlılar'ın eline geçti. Bunun
üzerine Haçlılar Edirne'ye yürüdüler. Fakat Hacı İlbeyi Haçlıları perişan etti.
Sonra Kızılağaç, Yanbolu, İhtiman, Samokov, Aydos, Karnabat, Sozapol ve Hayrabolu
alındı. Bulgar Kralı, Osmanlı himayesine girdi. Kızkardeşi Prenses Marya'yı
1. Murad'a verdi.
Çirmen'de Sırplar yenilgiye uğratılınca (1371), Sırp despotu Osmanlılara bağlandı
ve yılda 50 okka gümüşle, savaşlarda yardımcı asker vermeyi kabul etti. (1381)
l. Murat, sonra Bursa'ya döndü. Oğlu Beyazid'i, Süleyman Şah'ın kızıyla evlendirdi.
Kütahya, Tavşanlı, Simav ve Emet gelinin çeyizi olarak Osmanlılar'a verildi. Akşehir,
Yalvaç, Yenişehir, Karaağaç ve Eğridir Hamidoğlu Hüseyin Bey'den satın alındı.
1385'de Timurtaş Paşa, İştip, Manastır ve Ohri'yi ele geçirdi. Bulgaristan'da Sofya
ve Niş Osmanlı hakimiyetine geçti. Sırp Kralı ve Bosna Kralı, Hırvat ve Arnavut
Prensleri, Osmanlılar'a karşı birleşti ve 30.000 kişilik bir kuvvetle, Timurtaş
Paşa'yı Ploşnik'te yendiler.
Bundan yararlanmak isteyen Avrupalılar, Haçlı Birliği kurdular, 1. Murad, daha
Haçlılar birleşmeden Ali Paşa ile Bulgar Kralını ve Dobruca Prensinin kuvvetlerini
yenerek onların haçlılarla birleşmesini önledi. (1388) Sonra 1. Murat Rumeli'ye geçti
ve iki ordu Kosova'da karşılaştı. Haçlılar yenildi. Savaştan sonra l. Murad bir Sırplı
tarafından şehîd edildi.(1389) Yerine oğlu Bayezid geçti.
l. Murad'ın ölümünden faydalanmak isteyen Anadolu'da Aydınoğul-ları, Saruhanoğulları,
Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Hamidoğulları Beylikleri, Osmanlılar'a savaş
açtılar. 1389'da Yıldırım Beyazid, onların Anadolu'daki hâkimiyetlerine son verdi.
Bir sene sonra da Karamanlılar'la, Beyşehir'i Osmanlılara bırakmak şartıyla barış
yapıldı. Yıldırım Beyazid, 1396'da İstanbul'u kuşattı. Bu kuşatma yeni bir haçlı
seferine sebep oldu. Niğbolu'da savaş Haçlıların yenilgisiyle sonuçlandı. Sonra
İstanbul kuşatmasına devam edildi. Anadolu Hisarı yapıldı. İstanbul kuşatmasını Vezir
Ali Paşa'ya bırakan Yıldırım, Anadolu'ya geçerek, Konya'yı Osmanlı topraklarına kattı.
Kadı Burhaneddin'in ülkesi ve Malatya ele geçirildi.
Yıldırım Bayezid, Anadolu'da bulunduğu sırada "Boucicant" kumandasında bir donanma
İstanbul'a yardıma geldi. İstanbul'u Türklerin kuşatmasından kurtardı ve şehir
yakınındaki kaleleri geri aldı. Yıldırım Bayezid buna çok üzüldü. 1400'de İstanbul'u
yeniden kuşattı. Bu defa da Timur'un Anadolu'ya grimesi kuşatmayı kaldırmasına sebep
oldu. Anadolu'ya giren Timur, Sivas'ı alarak yağmaladı. Oradan Doğu Anadolu ve
Suriye'ye döndü. Yıldırım ordusunu topladı ve 1402'de Timur ile Ankara'da karşılaştı.
Savaş Bayezid'in yenilmesi ve esir olması ile sonuçlandı. 1403'de Yıldırım Bayezid
öldü. Onun ölümünden sonra, oğullarından Süleyman Rumeli'de, İsa Çelebi Balıkesir'de,
Mehmed Çelebi Amasya'da ve Musa Çelebi Bursa'da padişahlık ilân ettiler. Sonunda
Çelebi Mehmed tek hâkim durumuna girdi. Fakat 1421'de vefatı üzerine yerine oğlu
II. Murad geçti. Kardeşi Mustafa'nın isyanını bastırdı. Bizans'ı kuşattı. Venediklilerle
savaştı. Eğriboz'a ve Mora'ya akınlar yapıldı. 1430'da Selanik, Venediklilerden alındı.
Eflak ve Sırbistan yeniden Osmanlı Devletine bağlandı. (1437) Hamidili, Tasili, Konya,
Beyşehir alındı. II. Murad tahtı oğlu Mehmed'e bıraktı. Bu ise Haçlıların yeni
saldırılarına sebep oldu. II. Murad, Osmanlı ordusunun başına tekrar geçerek Haçlıları
Varna'da yendi ve yeniden padişah oldu. Î448'de bir Haçlı ordusunu da Kosova'da yendi.
II. Murad buradan Arnavutluk'a bir sefer yaptı. Akcahisar kuşatıldı, fakat alınamadı.
1451 'de II. Murad ölünce yerine oğlu Mehmed padişah oldu. II Mehmed, Rumelihisar'ı
yaptırarak İstanbul'u kuşattı. 53 gün süren bir kuşatmadan sonra şehri fethetti.
(29 Mayıs 1453) Sırbistan ve Mora ele geçirildi. Ege'de Limni, Toşoz, Midilli, İmroz
ve Eğriboz Osmanhlar'ın eline geçti. Fatih Sultan Mehmed Sonra 1461'de Trabzon Rum
İmparatorluğu'na son verdi. Kırım'daki Ceneviz Kolonileri ele geçirildi. Kırım Osmanlı
Devletine bağlandı. 1473'de Akkoyunlular'a karşı sefere çıkıldı. Fatih Sultan Mehmed
Otlukbeli'nde Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ı kesin olarak yendi. Fırat Nehrine kadar
bütün Anadolu, Osmanhlar'ın eline geçti. 1474'de Karaman Beyliği'ne son verildi.
1480'de Gedik Ahmed Paşa, İtalya'nın fethi için çıktı. Otranto Kalesi'ni ele geçirdi.
Fatih'in ölümü üzerine İtalya'nın fethi mümkün olmadı. Fatih 1481'de Mısır seferine
çıktı. Fakat Gebze'de öldü. Yerine oğlu Bayezid geçti. Cem Sultan Bayezid ile mücadele
etti. Cem Sultan Rodos şövalyelerine, oradan da Papa'ya sığındı. Napoli'de 1595'de
öldü. Cem Avrupa'da bulunduğu sırada, Bayezid önemli seferlere girişmekten çekindi.
Bayezid zamanında Hersek ve Boğdan Osmanlı hâkimiyetine girdi.
Memlûklar'la Çukurova'da 1485'de başlayan savaşlar altı sene sürdü. Savaşlar Tunus
hükümdarının aracılığı ile sona erdi. Çukurova'da Osmanlılar'ın eline geçirdi yerler,
Mekke ve Medine vakfı olduğundan, Mısırhlar'a geri verildi. Mora'da İnebahtı, Modon,
Koron ile Adriya kıyılarındaki Draç Limanı ele geçirildi. Şah İsmail, Şiî mezhebiyle
ilişkisi dolayısıyle, Şah Kulu isminde bir kimse vasıtasıyla, Anadolu'da isyan
çıkarttı. Asiler, Hadım Ali Paşa kumandasındaki orduya yenildiler. Bayezid'in son
zamanlarında oğulları arasında saltanat mücadelesi başladı. Yeniçeriler, kahramanlığına
ve cesaretine hayran oldukları Yavuz Selim'in tarafını tuttular. 1512'de Bayezid,
tahtı Selim'e bırakmak zorunda kaldı.
Yavuz, Anadolu'da büyük bir nüfuz sahibi olan Şiî'lere karşı harekete geçti, devlete
isyan eden 40.000 kişiyi öldürttü. Sonra da Şah İsmail'e savaş açtı. Çaldıran'da
yapılan savaşta, Şah İsmail yenildi. Doğu Anadolu Osmanlılar'ın eline geçti. Sonra
Dulkadiroğullan'nın ülkesi ile Maraş ve Elbistan fethedildi. Memlûklar önce Merci
Dabık'da (1516), daha sonra Ridaniye'de (1517) yenildiler. Suriye, Mısır ve Hicaz
Osmanlı idaresine geçti. Yavuz Sultan Selim yeni sefer için Edirne'ye giderken
Çorlu'da öldü. (1520) Yerine oğlu Süleyman hükümdar oldu.
Mısır'da "Canberdi Gazalî İsyanı" bastırıldı. Belgrad ve rodos Osmanlı topraklarına
katıldı. Mohaç'ta yapılan savaşta Macar ordusu yenildi. Macaristan Osmanlı Devleti'ne
bağlı bir krallık haline getirildi. 1529'da Viyana kuşatıldı. Fakat şehir alınamadı.
Osmanlı ordusunun çekilmesinden sonra, Avusturyalıların Budin'i tekrar almaya teşebbüs
etmeleri üzerine Kanuni 1532'de Alman seferine çıktı. Avusturyalılar ile 1533'te barış
yapıldı. Sadrazam İbrahim Paşa İran'a gönderildi. Sonra kendisi de hareket etti. Tebriz
ve Bağdat alındı. Bundan sonra Akdeniz seferleri başladı. Venedik'e savaş açıldı.
Kanunî karadan, Barbaros Hayreddin ise denizden hareket etti. 1537'de Korfu Adası
kuşatıldı, fakat almamadan geri dönüldü. Bir yıl sonra da Barbaros Preveze'de,
Hristiyan donanmasını yenerek Osmanlı İmparatorluğu'nun Akdeniz hâkimiyetini sağladı.
Bu sırada Mısır Valisi Hadım Süleyman Paşa, Hint Okyanusu'nda Portekizlilerle savaştı.
1540 yılında Macaristan bir Türk eyaleti haline getirildi. 1543'te Barbaros Hayreddin
Paşa, Fransı Kralı 1. François'e yardım etmekle görevlendirildi. Barbaros, Osmanlı
donanmasına katılan Fransız donanmasıyla birlikte, Nis'i bonbardıman etti. Bu arada
Kanunî de Estergon Kalesi'ni aldı. Ertesi sene de İran üzerine hareket edildi. Şah
Tahmasp, padişahın karşısına çıkmaya cesaret edemediği için, birçok kale alındı.
1552'de Şah Tahmasp yeniden saldırdı. Osmanlı ordusu, Nahçivan'a kadar ilerledi.
Sonra geri dönüldü. Şahın elçisi gelerek barış yapılmasını istedi. Azerbeycan, Doğu
Anadolu, Irak Osmanlılar'da kaldı. Kanunî 1566'da Zigetvar Kalesi'ni almak üzere yola
çıktı. Kuşatma devam ettiği sırada öldü. Ölümünden kısa bir süre sonra da kale alındı,
yerine oğlu Selim geçti. Selim zamanında Kıbrıs ele geçirildi. (1570) Osmanlı
donanmasının büyük bir kısmı, İnebahtı'da Haçlılar tarafından yok edildi. II. Selim
1574 yılında vefat edince yerine oğlu III. Murad geçti. Sokullu Mehmed Paşa sadrazamlıkta
bırakıldı. İran'la 12 yıl süren savaşlar, Osmanlılar'ın üstünlüğü ile sonuçlandı.
1590'da İstanbul Anlaşması yapıldı. Tebriz, Karabağ, Gence, Kars, Tiflis, Şehrizor,
Nihavend, Luristan Osmanlı hâkimiyetine geçti.
Osmanlı-Avsuturya savaşları yeniden başladı ve Osmanl Devleti'ne bağlı olan Erdel
Kralıyla, Eflak ve Boğdan Voyvodala rı da Avusturya İmparatoru Rudolf ile birleşerek,
Osmanlı Devleti'ne isyan ettiler. Bu savaşlar sırasında III. Murad öldü. Yerine
Mehmed geçti. (1595) 1596'da Eğri Kalesi alındı. Hâçova'da Avusturya ordusu yenildi.
Bundan sonra Kanije Kalesi alındı 1601'de Avusturyalıların kaleyi geri almak için
giriştikleri saldırılar, Tiryâkî Hasan Paşa'nın başarılı savunması karşısında bir
sonuç vermedi. Sonra Estergon Kalesi alındı. Erdel, Eflâk ve Boğdan tekrar Osmanlılar'a
bağlandı. 1606'da Avusturya ile Zitvatorak Anlaşması yapıldı. Eğri, Kanije, Oyvar
Osmanlılar'a geçti.
Avusturya savaşı devam ederken III. Mehmed öldü. Yerine oğlu l. Ahmed geçti. 1603'te
Osmanlılar Avusturya savaşları ile uğraşırken, İran Şahı Osmanlı topraklarına saldırdı.
İran savaşlarının bu ikinci safhasına da, İstanbul'da yapılan bir anlaşmayla son verildi.
İran'lılar her yıl Osmanlılar'a iyi yüz yük ipek vermeyi kabul etliler. Şah Abbas 200
yük ipeği vermeyince, İran'a tekrar savaş açıldı. Bu defa bir başarı elde edilemedi.
1618'de yapılan yeni bir antlaşma ile savaşlara son verildi. Bu arada Anadolu'da Celâlî
isyanları başladı. Devleti Aliyye zayıflamaya yüz tuttu. Askerî başarılar azaldı.
Karayazıcı, Deli Hasan, Tavil Ahmed, Kalenderoğlu, Canbuladoğlu gibi Celâlî reisleri,
senelerce merkez idaresine ve kapıkulu askerlerine karşı savaştılar. Bu isyanlar Kuyucu
Murad Paşa zamanında bastırıldı, l. Âhmed'den sonra tahta geçen l. Mustafa hastaydı.
Bu yüzden tahttan indirildi. Yerine II. Osman pâdişâh oldu. II. Osman zamanında
Lehistan kazaklarının Osmanlı topraklarına saldırmaları yüzünden meydana gelen savaşa
II. Osman da katıldı. II. Osman bu savaşta yeniçerilerin disiplinsizliğini gördü ve
onları ortadan kaldırmaya, yeni bir askerî teşkilât kurmaya karar verdi. Yeniçeriler
isyan ettiler. 1622'de II. Osman tahttan indirildi ve öldürüldü. Yerine ikinci defa
l. Mustafa getirildi, l. Mustafa kısa bir süre sonra tahttan indirilerek yerine
IV. Murad padişah oldu. İran'la savaş yeniden başladı. 1624'de Bağdat İran'lılar
tarafından ele geçirildi. Anadolu'da Abaza Mehmed Paşa isyanı, İstanbul'da Kapıkulu
Ocakları'nın isyanı çıktı. IV. Murad sıkı bir disiplin kurdu ve kanlı temizlik
hareketleriyle asayişi yeniden sağladı. Devlet nizamına bir çekidüzen verdikten sonra,
birinci İran seferine çıktı. Revan'ı İran'lılardan geri aldı. İkinci İran seferinde de
Bağdat'ı ele geçirdi. IV. Murad 1640'da ölünce, yerine kardeşi İbrahim geçti.
1645'de başlayan Girit Savaşında, Hanya kalesi alınmakla birlikte adanın büyük bir
kısmı Venediklilerde kaldı. Venedikliler donanmalarıyla Osmanlı kıyılarına saldırdılar.
Bu arada Sultan İbrahim tahttan indirildi, yerine oğlu IV. Mehmed geçti. İstanbul'da
kapıkulu ocakları, Anadolu'da Celâlî isyanları ve Girit'te toprak kayıpları devam etti.
1656'da Köprülü Mehmed Paşa sadrâzam oldu. Köprülü Mehmed Paşa, IV. Murad devrindeki
gibi Osmanlı Devletine eski kudretini kazandırdı. İstanbul'daki âsiler temizlendi.
Venedikliler üstüne yüründü. Venedik donanması yenilerek adalar geri alındı. Sonra
Osmanlı Devletine isyan etmiş olan Erdel Kralı üstüne bir sefer yapıldı. Yanova Kalesi
ve daha bazı kaleler alındı. Abaza Hasan Paşa isyanı bastırıldı. 1661'de Köprülü Mehmed
Paşa'nın ölümünden sonra yerine oğlu Fazıl Ahmed Paşa sadrazam oldu. Avusturya'ya savaş
açıldı ve Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, "Serdâr-ı Ekrem" tâyin edildi. Uyvar ele geçirildi.
1664'de Zerinvar Kalesi alındı. Fazıl Ahmet Paşa sonra Girit'e hareket etti. Kandiye
Kalesi ele geçirildi. (1669) Bazı küçük kaleler Venediklilerde kalmak şartıyle Girit
Adası Osmanlı Devletine geçti. Kazaklara saldıran Lehistan'a karşı bir sefer yapılmadı.
Komaniçe Kalesi ele geçirildi. Fazıl Ahmed Paşa İ676'd öldü ve yerine Kara Mustafa Paşa
sadrâzam oldu. Ruslar'ın eline geçmiş olan Cehrin Kalesi geri alındı.
1683'de Avusturya'ya savaş açıldı. Viyana ikinci defa kuşatıldı. Kırım Hanı'nın
ihaneti yüzünden, Viyana'nın yardımına gelen Lehistan Kralı Osmanlı ordusunu yendi.
Avusturya, Venedik ve Lehistan Osmanlı Devletine karşı birleşti. Daha sonra bu ittifaka
Rusya da katıldı. Osmanlı Devleti yenildi. 1699'da imzalanan Karloça Anlatmasıyla
Tamışvar dışında kalan bütün Macaristan Avsuturya'ya, Mora Venedik'e, Podolya ve Kamaniçe
Lehistan'a, Azak Kalesi de İstanbul Anlaşmasıyla Rusya'ya bırakıldı. (1700)
Düzen yeniden bozuldu. İstanbul'da ve Anadolu'da birçok isyan çıktı. IV. Mehmed tahttan
indirildi. Karlofça ve İstanbul Antlaşmalarıyla uğranılan kayıpların giderilmesi için
teşebbüse geçildi. İsveç Kralı'nın Osmanlı topraklarına sığınması ve yardım istemesi
sebebiyle 1710'da Osmanlı Devleti, Rusya'ya savaş açtı. Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa
kumandasındaki Osmanlı Ordusu Prut'ta Rus Ordusunu yendi. Savaştan sonra yapılan Prut
Anlaşmasıyla (1711) İstanbul Anlaşması uyarınca Ruslara verilmiş olan yerler geri alındı.
Sonra Venedik'e savaş açıldı. (1714) Karlofça Anlaşmasıyla Venedik'e geçmiş olan Mora
ve öteki adalar geri alındı.
1716'da Avsuturya ile savaş başladı ve büyük kayıplar verildi. Avusturyalılar Tamışvar'ı
ve Belgrad'ı ele geçirdiler. 1718'de Pasarofça Anlaşmasıyla savaşlara son verildi. Sonra
Lâle Devri başladı. (1718-1730) Matbaa da bu devirde açıldı. 1723'de başlayan İran
savaşlarında, Kafkasya ve İrak'a sınır olan İran topraklarında önemli yerler Osmanlı
ordusunca ele geçirildi. Savaşa 1727'de Hemedan Antlaşmasıyla son verildi. II. Şah
Tahmasp tahta geçince, Osmanİılar'a geçen .Hemedan ve Tebriz'i geri aldı. İstanbul'da
Patrona İsyanı çıktı. İbrahim Paşa öldürüldü. III. Ahmed tahttan indirildi. Yeni padişah
l. Mahmud zamanında da savaşlara devam edildi. Bu sırada Ruslar Azak kalesini aldılar
ve Kızrım'ı istilâ ettiler? Kırım şehirlerinden Bahçesaray, Akmescid, Gözleve Ruslar
tarafından tahrip edildi. Avusturya da Osmanlı Devletine karşı savaş açtı. Osmanlı
kuvvetleri bu savaşlar sırasında, özellikle Avusturya cephesinde düşmana başarıyla karşı
koydu. 1739'da Belgrad Antlaşmasıyla, Belgrad ve Semendire tekrar Osmanİılar'a geçti.
Avusturya ile barış yapılmasından sonra Rusya da barış istedi. Antlaşmaya göre; Azak
Kalesi yıkıldı ve her iki devletin tasarrufundan çıktı. Rusya'nın Karadeniz ve Azak
Denizi'nde savaş ve ticaret gemisi bulundurmayacağı kabul edildi. Fransa'ya büyük
imtiyazlar verildi. Bu defa yine İran gailesi çıktı. İran Şahı Şiî'liğin ve Kabe'de,
dört sünnî mezhep yanında temsil edilmesi için özel bir yer istedi. Osmanlı Devleti bu
isteği kabul etmediğinden, İran ile yeniden savaş başladı. (1742) Bu savaşlar Osmanlı
Devletinin baraşırısya sonuçlandı. 1768'de Rusya ile yeni bir savaş başladı. Osmanlı
orduları ağır yenilgilere uğradı. Kırım, Eflak, Boğdan Ruslar tarafından istilâ edildi.
Mora Rumları Osmanlı Devleti aleyhine ayaklandı. Çeşme'deki Osmanlı donanması, Rus
donanması tarafından yakıldı. 1774'de bu savaşlar Küçük Kaynarca Anlaşması ile son buldu.
Bu antlaşma gereğince; Kırım Osmanlı Devleti'nden ayrılıyor, Aksu ırmağı iki devlet
arasında sınır oluyor, Kafkasya'da bir kısım toprak Ruslara bırakılıyordu. Bu senelerde
yine Akka'da ve Arabistan'da isyanlar çıktı.
1783'de Ruslar Kırım'ı tamamen aldılar. Bu arada Osmanlı Devleti'nde askerî İstılahlara
girişildi. Mühendishane-i Bahri Hümayun açıldı. 1787'de Kırım'ın yeniden alınması için
Rusya'ya savaş açıldı. Avusturya da hemen Rusya'ya yardıma koştu. Osmanlı orduları iki
cephede savaşmak zorunda kaldı. Avsuturya'ya karşı başarılı sonuçlar alındı. Fakat Rusya
karşısında savaşlar başarısızlıkla sonuçlandı. Fransız devrimi ve Osmanlı-Prusya
Antlaşması, Avsuturya'yı savaşı durdurmak zorunda bıraktı. Avsuturya ile Ziştovi
Antlaşması imzalandı. Anlaştma gereğince Avusturya Osmanlılardan aldığı toprakları geri
verdi.
1792'de Osmanlı Rus savaşı Yaş Antlaşması ile sona erdi. Özi Rusya'ya bırakıldı.
Rusya'da savaşlar sırasında işgal etmiş olduğu kale ve şehirleri geri verdi. Osmanlı
Devleti Kırım'ı alma isteğinden vazgeçti. Bu savaşlar devam ederken, Osmanlı tahtına
III. Selim geçti. Selim şehzadeliğinde ve padişahlığı dönemindeki iki büyük savaşta,
Osmanlı ordularının Avrupa devletlerinin ordularına göre geri kaldığını gördü. Yeniçeri
Ocağı'ndan ayrı, "Nizam-ı Cedid" adında yeni bir ordu kurdu. Yeniçeri Ocağı, Topçu ocağı,
Humbaracı ocağı ve Tımarlı Sipahiler ile donanma yeniden düzenlendi. Londra, Paris,
Viyana, Berlin gibi Avrupa'nın büyük başkentlerinde devamlı elçilikler kuruldu. 1789'da
Mısır Fransa'nın saldırısına uğradı. Mısır kolaylıkla Fransızlar tarafından işgal edildi.
Bu işgal karşısında Osmanlı Devleti önce Rusya, sonra İngiltere ile, Fransa'ya karşı
anlaştı. Fransızlar tarafından işgal edilmiş olan adalar geri alındı. 1799'da Napolyon,
Suriye'yi almak için Akka Kalesi'ni kuşattı. Fakat yenilerek Mısır'a geri çekildi.
Bundan sonra da Osmanlı - İngiliz kuvvetlerine karşı koyamadı ve Mısır'ı boşalttı.
1806'da Ruslar Eflak-Boğdan'a saldırdılar. İngiltere Osmanlı Devletini Rusya ile barışa
zorlamak için donanmasını Çanakkale boğazı'ndan geçirerek İstanbul önlerine gönderdi.
Fakat bu tehdit, bir sonuç vermedi. İngiliz donanması geri çekilmek zorunda kaldı.
İngilizler Mısır'a çıkarma yaptı. Rus donanması da Bozcaada'yı ele geçirdi. Bu sırada
İstanbul'da Kabakçı isyanı çıktı. III. Selim tahttan indirildi ve öldürüldü. Yerine
IV. Mustafa geçti. Fakat Alemdar Mustafa, IV. Mustafa'yı tahttan indirerek, yerine
II. Mahmud'u geçirdi. Kendisi de sadrazam oldu. Yeni bir ordu kuruldu ve adına
"Sekban-ı Cedid" denildi. Yeniçeriler Babıâli'yi basarak, Alemdar Mustafa'yı öldürdüler.
(1808)
Âsiler bu arada II. Mahmud'u tahttan indirerek yerine IV. Mustafa'yı padişah yapmak
istediler. Fakat II. Mahmud kardeşi IV. Mustafa'yı öldürttü. Sekban-ı Cedid de kaldırıldı.
Bu sırada Osmanlı Rus savaşı devam ediyordu. Rusçuk, Yergöğü ve Niğbolu'yu alan Ruslar
Lofça'ya girdiler. Savaşa 1812'de Bükreş Antlaşması ile son verildi. Prut ırmağı iki
devlet arasında sınır kabul edildi. Anadolu sınırı da değşimedi. Eflak Boğdan Osmanlı
devletine geri verildi. Mora Rumları ayaklandı. Bütün Mora âsilerin eline geçti. Mora
ve Girit valilikleri Mehmed Ali Paşa'ya verildi. Mora'da âsilerin eline geçmiş olan
şehir ve kasabalar geri alındı. Buna İngiltere, Rusya ve Fransa tepki gösterdi. 1827'de
bu üç devlet Novarin'de Osmanlı - Mısır donanmasını yaktı. Rusya da savaş ilân etti.
Ruslar Eflak ve Boğdan'ı aldı. Kalas, İbrail, İsakçı, Tolci, Maçin ve Silistre Kalelerini
ele geçirdiler ve Edirne'ye kadar ilerlediler. Doğu Anadolu'da da Erzurum'a kadar
geldiler. 1829'da Edirne Antlaşması yapıldı. Doğu Anadolu'da Anapa, Poti, Ahıska Ruslara
bırakıldı. Rumeli'nde işgal edilen yerler Osmanlılar'a geri verildi. 1830'da Osmanlı
Devleti, bağımsız bir Yunan Devleti'nin kurulmasını da kabul etti. Cezayir Fransa
tarafından işgal edildi. Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa da isyan etti. Mısır ordusu
Kütahya'ya kadar ilerledi. Mehmed Ali Paşa'ya karşı II. Mahmud Rusya'dan yardım istedi.
1833'de Kütahya barışı yapıldı. Buna göre: Suriye Valiliği Mehmet Ali Paşa'ya, Adana
Valiliği de İbrahim Paşa'ya verildi. 1839'da Mısır'la yeniden savaş başladı. Nizip'te
Osmanlı ordusu yenildi. Bu arada II. mahmud öldü. Yerine oğlu Abdülmecid geçti.
Avrupa devletleri, Mehmed Ali Paşa'ya çok baskı yaptılar. Suriye valiliğini terkettirdiler.
Boğazlar 1841 'de bütün savaş gemilerine kapatıldı. 1839'da Tanzimat Fermanı ilân edildi
ve bu ferman birçok neyilikler getirdi. Böylece Osmanlı İmparatorluğunda Tanzimat devri
başladı. Bu arada Lübnan meselesi ortaya çıktı. 1846'da Lübnan Fransa'nın müdahalesiyle
iki kaymakamlı hale geldi, yine bu sıralarda Eflak ve boğdan'da ihtilâller çıktı. Osmanlı
Devleti bu hareketleri Rusya'nın yardımıyla bastırdı. Avsutur-ya'ya isyan ederek Osmanlı
Devleti'ne sığınan Macar mülteçiler, Avusturya ve Rusya'nın bütün baskılarına rağmen,
onlara teslim edilmedi. 1853'de Kırım Savaşı başladı. Osmanlı Devleti Tuna boyunda tek
başına, Kırım'da ise Fransa ve İngiltere ile birleşerek, Rusya'ya karşı savaştı. 1856'da
Paris Antlaşması'yla savaş sona erdi.
1860'da Fransa, Lübnan ve Suriye'ye birlikler gönderdi. Lübnan için yeni bir nizanname
hazırlandı, bu sırada Abdülmecid öldü ve yerine Abdulaziz geçti. Onun tahta geçmesinden
sonra, Balkanlarda yeni karışıklıklar oldu. Osmanlı Devleti, Balkanların isteklerini kabul
etmedi ve isyan bastırıldı. İsyanın bastırılmasından sonra Girit'te ayaklanma oldu.
1868'de bir fermanla, Girit'in yeni düzeni ilân edildi.
1876'da Abdulaziz tahttan indirilerek, yerine V. Murad geçirildi. V. Murad'ın aklî
dengesi bozuktu. 90 gün sonra onun da yerine II. Abdülhamid geçirildi. Sırbistan Osmanlı
Devleti'ne karşı savaş ilân etti. Sonra Karadağ da Sırbistan'a katıldı. Osmanlı orduları,
Abdülkerim Nadir Paşa ve Muhtar Paşa kumandasında, Sırbistan ve Karadağ ordularını
yendiler. Sırp ordusu, Çerna-yev'in teşvikiyle Prens Milan'ı Kral ilân ederek, savaşa
yeniden başladı. Osmanlı ordusu, Sırpları tekrar yendi. Osmanlı Devleti, Rusya'nın isteği
üzerine savaşları durdurdu. 23 Aralık 1876'da İstanbul'da konferans başladı. Aynı gün,
Osmanlı Devleti 1. Meşrutiyeti ilân etti. konferans bir karar almamadan dağıldı. Sonra
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı çıktı, savaşlar, Balkanlarda ve Anadolu cephesinde yapıldı.
Ruslar, Ayastefanoz ve Erzurum'a kadar ilerlediler. Önce Ayastefanos sonra da Berlin
Antlaşmaları imzalandı. Abdülhamid Han, Meclis-i Mebusan'ı dağıtarak idaresi eline aldı.
Berlin kongresi başlamadan öcne de ingiltere,.Kıbrıs'ı işgal etti. Avusturya,
Bosna-Hersek'i, Fransa Tunus'u, İngiltere de Mısır'ı aldı. Doğu Rumeli eyaleti de
Bulgaristan'a bağlandı. (1885)
Albay Bassos kumandasında 10.000 Yunanlı, Girit'e çıktı. Girit müslümanları öldürülmeye
başlandı. 1891'de Albay Bassos, adayı Yunan Krıla adına ele geçirdiğini ilân etti.
Yunanistan, Rumeli sınırında Osmanlı sınırına saldırdı. Bu saldırılar karşısında,
Osmanlı Devleti Yunanistan'a savaş açtı. Edhem Paşa kumandasındaki Osmanlı orduları
birçok savaşta Yunan ordularını yendi, yunanistan barış istemek zorunda kaldı ve 1897'de
Tanbul Barışı imzalandı, bir müddet sonra girit de Osmanlı Devletinden ayrılmış oldu.
Makedonya'da 1902'de ihtilâl çıktı. II. Abdülhamid Han, Hüseyin Hilmi Paşa'yı Selanik,
Manastır ve Kosova müfettişi tayin etti.
1908'de Meşrutiyet yeniden ilhan edildi. Çok geçmeden de II. Abdülhamid Han tahttan
indirildi.. Bu ise Osmanlı İmparatorlu-ğu'nun yıkılması için atılan son adım oldu.
İtalya, Trablusgarp'a saldırdı. On iki ada italyan, donanması tarafından işgal edildi.
Trablusgarp ve oniki ada, İtalya'ya bırakıldı. Osmanlı orduları, dört balkan devleti
karşısında yenilgiye uğradı. Balkan devletleri, Çatalca'ya kadar geldiler. 30 Mayıs
1913'de Londra'da imzalanan anlaşmaya göre; Midye-Enez hatıt Osmanlı devletinin sınırı
oldu. Edirne, Bulgaristan'da kaldı. Giriş de elden çıktı. Bir müddet sonra Osmanlı
Devleti, Kırklareli ve Edirne'yi geri aldı. Balkan savaşlarından sonra, Birinci Dünya
Savaşı çıktı. Osmanlı Devleti, Almanya'nın yanında Fransa, İngiltere ve Rusya'ya karşı
savaşa girdi. (11 Kasım 1914) Savaş 4 yıl sürdü. Anadolu'da Ruslara, Irak, Suriye,
Filistin ve Mısır'da İngilizler'e karşı savaşıldı. Almanya, Avsuturya ve Bulgaristan ile
birlikte Osmanlı Devleti de, İngiltere - Fransa karşısında yenik düştü. 30 Ekim 1918'de
Mondros mütarekesi imzalanarak savşalara son verildi. Bu sırada V. Meh-med Reşat ölmüş
ve yerine.IV. Mehmed Vahidüddin padişah olmuştu. Mütarekeden sonra İttihat ve Terakki
ileri gelenleri, memleketi terk ettiler. İtilâf devletleri, İstanbul'a girdi. Kars
Ermeniler, Ardahan Gürcüler, Antalya İtalyanlar, İzmir Yunanlılar, Urfa, An-tep, Maraş
ve Adana Fransızlar tarafından işgal edildi.
Bu arada Anadolu'da yeni bir idare oluşturuldu. 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi
toplandı. Elde kalan toprakların müdafaa ve korunması, Meclis tarafından deruhte edildi.
1908'de Abdülhamid Han'ın tahttan indirilmesinden sonra,devlet idaresinde hiç fonksiyonu
kalmayan padişahlık, 1 Kasım 1922'de kaldırıldı. Osmanlı Hanedanı'nın bütün fertleri
için yurt dışına çıkarılma kanunu yapıldı ve Osmanlı ailesinin bütün fertleri, Türkiye'yi
terkettiler.
Osmanlılar'm saltanatı bir tek sülâleden gelen tarihin en uzun ömürlü saltanatı olmuştur.
Osmanlı Devleti'nin kurucusu bulunan Osman Bey'in idareyi ele aldığı tarih olan 1281
tarihinden saltanatın kaldırıldığı tarih olan 1922 yılına kadar tam 641 sene saltanatları
devam etmiştir. Osmanlılar ayrıca Yavuz Sultan Selim'in 1516 yılında halifelik
unvanını da almasından 1924 yılında halifeliğin kaldırılmasına kadar 407 sene
müslümanların halifesi sıfatını da üzerlerine taşımışlardır. Fakat şurası bir
gerçektir ki gerek halifelik ve gerekse saltanat ikinci Abdülhamid'in tahtan indirilmesi
ile tesirini tamamen yitirmiş bir mefhum haline gelmişti. Bu durum göz önüne alınacak
olunursa Osmanlılar'ın halifeliği 393 sene devam etmiştir ve İkinci Abdülhamid Hazretleri
ile son bulmuştur. İkinci Abdülhamid Hazretleri Hazreti Ebû Bekir hazretlerinden itibaren
98. halife, bugün son halife olarak bildiğimiz Abdülmecid ise 101. halifedir.
Osmanlı padişahlarının ekseriyeti sanatkârdı. İçlerinde şairler, hattatlar, sporcular ve
marangozlar vardı.
Bunlardan şair olan padişahlar şunlardır: İkinci Murad, Fatih Sultan Mehmed, İkinci
Beyazid, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, İkinci Selim, Üçüncü Murad, Üçüncü
Mehmed, Birinci Ahmed, İkinci Osman, Dördüncü Murad,Dördüncü Mehmed, İkinci Mustafa,
Üçüncü Ahmed, Birinci Mahmud, Birinci Abdülhamid,Üçüncü Selim, İkinci Mahmud, Sultan
Abdülaziz, Beşinci Murad ve Mehmed Reşad.
Hattat olanlar:
Birinci Ahmed, İkinci Osman, İkinci Mustafa, Üçüncü Ahmed, Birinci Mahmud, Üçüncü Osman,
Üçüncü Mustafa, Birinci Abdülhamid, Üçüncü Selim, Dördüncü Mustafa, İkinci Mahmud ve
Abdülmecid.
Kanuni Sultan Süleyman Kuyumcu idi. Birinci Abdülhamid ok ve yaycı idi. İkinci Abdülhamid
marangozdu.
istisnasız hepsi sporcu idi fakat, Birinci Ahmet ok atmada, Dördüncü Murat ata binme ve
ağır kaldırmada, Sultan Abdülaziz güreşte pek mahirdiler.
Osmanlı padişahları içinde en çok hükümdarlık yapan Kanunî Sultan Süleyman'dır. 46 sene
padişahlık yapmıştır. En az padişahlık yapan ise Beşinci murad'dır. Bu da üç ay
padişahlık yapmıştır.
Osmanlı padişahlarının ondördüncüsü olan Sultan Birinci Ahmed Hazretleri, ondört sene
padişahlık yapmış otuzüçüncü padiş olan Sultan İkinci Abdülhamid Hazretleri ise otuzüç
sene padişahlık yapmıştı. Ayrıca onyedinci Osmanlı padişahı olan dördüncü Murad da onyedi
sene padişahlık yapmıştı.
Osmanlı Devletinin, resmen kuruluş tarihi olarak bilinen, 1299 senesinden saltanatın
kaldırılışına kadar 623 sene geçmiş. Abdülhamid-i sani Hazretlerinin tahttan indirilişi
olan 1908 senesine kadar ise 611 sene geçmiştir.
Osmanlı Devletinde hükümdara "padişah" denirdi. "Hünkâr" ve "Sultan" dendiği de olurdu.
29 Ağustos 1516 yılından sonra padişah, aynı zamanda halife idi. Böylece bütün
Müslümanların en büyük lideri idi. Her şeyden padişah mes'uldü.
Padişahın, Osmanoğlu olması şarttı. Önceleri padişahın büyük oğlu babasının yerine geçmiş,
daha sonraları ise hanedanın en yaşlı erkek üyesi padişah olmuştu.
Prenslere "şehzade" ve prenseslere "sultan" denirdi. Son zamanlarda şehzadelere
"efendi" denmişti. Padişahın hayatta olan annesine "valide sultân" denirdi. Padişah
hanımlarına önceleri "haseki" sonraları "kadın-efendi" denmiştir.
Cuma hutbesi padişah adına okunurdu.
Osmanoğlu padişahin hanedan rengi al'dı.
Padişahın ardından 7 veya 9 tuğ götürülürdü. Sadrâzama 5. vezirlere, 3, beylerbeylerine 3,
sancak beylerine bir tuğ verilirdi.
Padişaha ait olan bir şey Hümayun ve şahane kelimeleri ile anılırdı. Padişaha tahta
çıktığının İlk Cuma günü Eyüp Camii'nde kılıç kuşatılırdı.
Padişahın oturduğu yere "saray-ı hümâyûn" denirdi. Bunlardan Topkapı Sarayı, bugünkü
Topkapı Sarayi Müzesi'dir ki 700 dönüm bir arazi üzerinde kurulmuştur. İçinde 40.000 kişi
yaşardı.
Edirne Sayar-ı Hümâyûnu, Dolmabahçe Sarayı ve Yıldız Sarayı da padişahların
saraylarındandır. Topkapı Sarayı'nın Hırkâ-ı Saadet Dairesi'nde mukaddes emanetler
bulunurdu. 25 Temmuz 1518'den, 3 Mart 1924 gününe kadar (405 yıl, 7 ay, 9 gün) hiç ara
verilmeden bu dairede devamlı Kur'an okunmuştur.
Saray kadınlarının yaşadığı kısma Harem denirdi. Sarayda bulunan ve büyük devlet
adamlarının yetişmesini sağlayan mektebe enderun denirdi. Sarayın mutfağına Matbah-ı
âmire denirdi.
XVIII. asrın sonlarında Türkler arasında çeyrek asır yaşayan d'Ohsson, şöyle der:
(IV, 309) : "Osmanlılar, Kur'ân'da ifede edilen doğruluk, ahlâk ve namus prensiplerine
çok bağlıdırlar. Aralarındaki bütün sosyal münasebet ve düzen, iyi niyet ve şefkate
dayanır. Başka ülkelerde olduğu gbii, aralarında yazılı antlaşma yapmaya lüzum görmezler.
İyi niyet ve söz, her şeyi halleder. Osmanlılar, verdikleri sözün esiridirler. Bu
tutumları, yalnız dindaşlarına karşı değildir. Hangi dinden olursa olsun, yabancılara
karşı da böyle hareket ederler. Sözlerini tutma hususunda, onlara göne müslim ve gayrı
müslim olmanın hiç bir farkı yoktur. Gayrı meşru olan her kazancı, ahlâksızlık ve dine
aykırı görürler. Gayrı meşru edinilmiş servetin, bu dünyada da, öteki dünyada da insanı
bedbaht edeceğine, samî-mî şekilde inanırlar."
Birinci Cihan Harbine kadar Müslüman bir kadının fuhşunun, nâdir bir hadise olduğu
bilinmektedir. İslâm dinini kabhulden önce de Türkler'in durumu böyleydi. Câhiliyye
devri Arapları gibi ahlâksızlık içinde yüzmüyorlardı. Türk kadınının ahlâkı, bütün
Ortaçağ metinlerinde övülür. Marco Polo, Türk kadınının "dünyanın en temiz ve ahlâklı"
kadını olduğunu söyler. Vambery, Eski Türkçe'de "fahişe" ve "piç" kelimelerine tekabül
eden bir kelime bulunmadığını, bu kelimelerin Farsça'dan Türkçe'ye geçtiğini, itina ile
kaydeder.
Selanik Ayasofya Camii'ni XX. asır başlarında. II. Abdülhamîd, hem Bizans, hem Türk
kısımlarına ayrı derecede para harcıyarak, büyük masraflarla onarmıştı. Selanik, 1913'te
Yunanlı'nın eline geçti. Derhal kiliseye çevrildi. 1950'ye doğru, Türkler tarafından XVI.
asırda yapılan âbidevî son cemaat revâkı, taş oymacılığı şaheseri olan minber, kürsü ve
müezzin mafili, hiç bir iz bırakılmamacasına kaldırılıp tahrîb edildi.
Milletlerin seciyyesi, karakteri, bin yılda oluşur. Daha önceki Yunanlı da böyleydi.
1147'de II. Haçlı seferinde, Bizans İmparatoru, Alman İmparatoru ve Fransa kralı,
Anadolu'ya girmişlerdi. Anadolu Türk devleti, Türkiye, ancak 70 yıllıktı, l. Sultan
Mes'ud, koalisyon ordularını yok etti. Haçlı şövalyeleri, Anadolu dağlarına can attılar.
Yerli Rumlar, şövalyeleri buluyor, yaralılar öldürüp soyuluyorlardı. Sultan Mes'ud ise
şövalyeleri aratıyor, bulduruyor, tedavi ettiriyor, hastahanelere yatırtıyor. Rumlar'dan
çaldıkları para ve eşyalarını aldırtıp onlara iade ediyordu. Bunları bize, olayın şahidi
Fransız şövalyesi Odon'la Deuil anlatıyor. Nitekim 40 yıl sonraki III. Haçlı seferinde,
bir Türk subayı olup sonra hükümdarlığa yükselen Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin âlî - cenablığı,
Arslan Yürekli Richard'ı hayretlere düşürecektir.
Başkasının şahsî işlerine tecessüs göstermek ve meraklanmak çok ayıp sayılır. Kibir ve
gurur, Şeytân'a mahsus karakter unsurları telâkki edilir. Hele gerçekten büyük makam
işgal eden bir adamın kibir göstermesi o makamı dolduramadığına işaret sayılır, Törenlerde
protokol subayları padişahın yüzüne karşı bile "mağrur olma padişahım, senden büyük Allah
var!" diye bağırırlar.
Büyüğe saygı, küçüğe sevgi, değişmez Türk terbiyesidir. Burada büyüklük yalnız yaş
bakımından değildir. Aynı zamanda makam ve servet bakımındandır. Ana ve babaya saygısızlık,
çok büyük günahlardan sayılır. Büyük kardeşe de bir nisbette saygı vardır, bir kaç ay
büyük erkek veya kız kardeşe "ağabey" ve "abla" denilir, asla isimleriyle çağırılamaz.
Batı'da ise kardeşler, kendilerinden çok büyük abla ve ağabeylerini küçük adlarıyla
çağırırlar.
Türk hayırseverliğine, üç kıt'adaki Türk mimarî anıtları şâhiddir. Hayır yapmadan ölen
insan, insan bile sayılmaz. Her sokakta, her köyle görülen çeşme ve mescidlerden en büyük
bayındırlık eserlerine kadar -askerî te'sisler hâriç- imparatorluk devrinde ne kalmışsa,
vatandaşın hayır eseridir, onun arzusuyla, onun malından, en küçük bir zorlama bahis
konusu olmaksızın yapılmışlardır. Devletin hiç bir katkısı olmamıştır.
Bir zenginin kapısının yoksula ve ihtiyaç sahibine kapanması, çok aşağılık bir davranıştır.
Böyle bir adam, o toplumda, o mahalde barınamaz, hakaret görür. Yemek için bir saraya ve
konağa girenin mutlaka karnı doyurulur. Bir kulübenin kapısı çalınıp ekmek istense, kulübe
sahibi, ekmeğinin yarısını bölüp mutlaka verir. Aksine bir davranışı görmemiştir ki,
bilsin ve tatbik etsin. Merhamet, büyük meziyet sayılır. Merhametsiz, yalnız hemcinsine
değil, hayvan ve bitkiye de acımıyan ve değer vermiyen, çok aşağı, insaniyetsiz,
medeniyetsiz, topluma yabancı ve aykırı addedilir.
Türk karakterinin en çarpıcı taraflarından biri, üstün vatandes-verlik duygusu ve
şuurudur. Türk tarihi, vatan için can verenlerin tarihidir. Can veremiyenler mal vermişler
ve ellerinden ne gelmişse bu yolda esirgememişlerdir.
Türk vakarı da ünlüdür. Türk, vakurdur. Vakırı içinde mütevâzi, ciddî ve ağırbaşlıdır.
Gürültüden ve gevezelikten nefret eder. Az konuşur. Hemen hiç gürültü yapmaz. Kahkahayla
gülmemeye dikkat eder. Heyecanının belli etmez. Sessizliği sever. Huzuruna düşkündür.
Koşmaz. Sokakta kimseyi kovalamaz. Sokakta ilgi uyandıran bir şey gördü mü, bakıp geçer,
durup kalabalık yapmaz. Ağırbaşlı ve anlayışlıdır. Erken yatıp güneş doğmadan kalkar.
Dedikoduyu sevmez. Öğünmeyi ayıp sayar. Çocuklar çığlık atmaz ve döğüşmezler. Yüksek sesle
konuşmanın ayıp olduğu her çocuğa öğretilir.
Terbiye, her şeyin esasıdır. Terbiyeden fazla olarak nezaket de çok beğenilen bir
davanıştır. Kabalık ve anlayışsızlık çok hor görülür. Böyle insanlardan nefret edilir.
Kadınlara saygısızlık görülmemiş şeydir. Evinde olsun, sokakta olsun, kadın saygısızlık
görmez. Kadın asılmaz. Kadına işkence edilemez.
Nezaket, tabiat îcâbıdır. Avrupa'daki sahte ve gösteriş nezaketi ayıp sayılır. Biri sözünü
bitirmeden diğerinin başlaması büyük görgüsüzlüktür. Ubicini, çöküş devrinde, 1855'te
bile "Türkler, kâinatın en kibar, zarif ve muhteşem şekilde nazik insanlarıdır" der.
(Yılmaz Öztuna-Osmanlı Medeniyeti)